
Dünyanın üretme ve tüketme döngüsü, insanlığın endüstri devrimine kadar büyük ölçüde kendi içinde dengeli bir şekilde işliyordu. Doğa, ne üretiyorsa onu geri alıyor; ne tüketiyorsa yerine koyuyordu. Bu döngü nötrdü, sürekliliği vardı ve kendini onarabiliyordu.
Doğa dediğimiz şey tam olarak budur.
Olgunlaştıkça daha fazla karbon emen ağaçlar, karbonu bünyesinde tutan tatlı sular, topraklar ve ekosistemler… Karbon, doğanın kendi düzeni içinde emilir, depolanır ve yeniden dolaşıma girer. Bu döngü, gezegenin iklim dengesini mümkün kılar.
Doğanın döngüsünde, kendiliğinden var olan her parçanın bir görevi vardır. Hiçbiri fazlalık değildir. İnsan da bu sistemin bir parçasıdır. Ancak endüstri devrimiyle birlikte bu denge bozuldu ve insanlığın doğadaki rolü değişti.
Bugün insanlığın, doğanın döngüsünde ek bir sorumluluğu var.
Doğanın tek başına telafi etmekte zorlandığı, insan eliyle yaratılmış problemleri sahiplenmek ve doğanın kendi döngüsünde kalabilmesine destek olmak.
Dünya, çoktan kendi doğal sınırlarının dışına çıktı. Atmosfere salınan karbon miktarı, doğanın emebileceğinden fazla. Bu yüzden gezegen ısınıyor, ekosistemler zorlanıyor ve krizler derinleşiyor. Konu karmaşık değil. Sorunun kaynağı bizsek, çözümün sorumluluğu da bize ait.
Reppatch, bu noktada yeni bir yol tarif ediyor.
İnsanlığın asırlardır hayatında var olan bir bilgiyi yeniden görünür kılıyor: sahip olduklarını dönüştürerek tekrar tekrar kullanma pratiğini. Endüstri devrimi öncesinde zaten var olan ileri dönüşüm anlayışını, bugünün dünyasında yeniden hatırlatıyor.
Tasarımcılar, sanatçılar ve üreticilerden oluşan kolektif bir yapı ile; endüstri kaynaklı ortaya çıkan ve geri dönüşümü mümkün olmayan temiz atıkları, işlevsel ve tasarım ürünlere dönüştürüyor. Bu kolektif yapı, yalnızca üretim için değil; birlikte düşünmek, birlikte sorumluluk almak ve doğayla kurulan ilişkiyi yeniden tanımlamak için var.
Reppatch, bugüne kadar farklı coğrafyalardan partnerlerle bir araya gelerek, ileri dönüşümün bireysel bir çaba değil; ancak kolektif hareketle anlamlı olabileceğini gösterdi. Her işbirliği, doğanın zaten bildiği döngüye küçük ama gerçek bir destek sundu.
Çünkü doğa, kendi düzenini biliyor.
Doğa ne yapacağını hiç unutmadı.
Unutan bizdik.
Ve şimdi doğanın sesini dinliyoruz ve o bize unuttuğumuz şeyi hatırlatıyor.